Karadeniz’in dört bir yerinden batı illerine göç edenler, geride bıraktıkları toprakların kültürünü bir arada kalarak yaşatıyor.

Ülkü Zeyrek
Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü

Karadeniz Bölgesi’nden ilk göçler 1940’lı yıllarda bölge halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar ile başlar. Sonraki on yılda bölgede yaşanan nüfus artışı ve derinleşen geçim kaygıları nedeniyle başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin batı illerine doğru göç hareketi hızlanır. Bu göç dalgasından İzmir de nasibini alır. Özellikle 80’li yıllardan sonra pek çok Karadenizli İzmir’in çeşitli ilçelerine yerleşir. İzmir’in Karşıyaka ilçesine göç etmiş kader ortağı Karadenizliler bir araya gelerek kısa adı KARDER olan Karşıyaka Karadenizliler Kültür ve Dayanışma Derneği’ni kurarlar. İletken Gazetesi olarak KARDER’in kapısını çaldık ve dernek başkanı Yaşar Yılmaz’a görüştük. Rize Kalkandere doğumlu olan ve 25 yıldır İzmir’de müteahhitlik yapan Yılmaz’a dernekleşme süreçlerini ve İzmir’de Karadenizli olmanın nasıl bir şey olduğunu sorduk.

-KARDER’den biraz bahseder misiniz?

2007 yılında derneğimizi açtık. Derneği kurmadan önceki tespitlerimizde Karşıyaka’da 17 000 – 20 000 arası Karadenizlinin yaşadığını gördük ve burada bir dernek kurulması gerektiğine inandık. Sonuç olarak kurulma amacımız; yöremize, kültürümüze hizmet etmekti. Şu anda her yaştan 3000’in üzerinde üyemiz var. Her Karadenizli buraya geliyor mutlaka.

-Derneğin yaşatırken ekonomik sıkıntılarla karşılaşıyor musunuz?

Ekonomik sorunlar yaşamıyoruz. Derneğimizin kurucularının ve yönetimdeki insanların ekonomik durumu iyi. Dernek olarak belli bir gelirimiz var.

-Karadenizlileri bir araya getirecek etkinlikleriniz var mı?

Her yıl yaz mevsiminde, Sasalı piknik alanında 8-10 bin kişinin katıldığı büyük bir piknik yapıyoruz. Kışları da dernek yemeği düzenliyoruz. Geçen yıl Bostanlı’da bir hamsi festivali gerçekleştirdik ve hem ulusal hem yerel basında geniş yer bulduk. Göçle buraya gelmiş hemşerilerimizden bir Karadeniz gezisi düzenlememiz konusunda yoğun talep var. İmkan bulursak bunu gerçekleştireceğiz. Ayrıca burada bir folklor ekibi de yetiştiriyoruz. Haftanın bazı günleri kurs veriyoruz onlara.

Karadenizliler Vakfı gibi diğer sivil toplum örgütleri ile de yoğun etkileşim halindeyiz. Maddi, manevi sürekli destek oluyoruz birbirimize.

-Yerel yönetimlerle ortak çalışmalarınız var mı?

Evet, beraber çalışmalar yapıyoruz. Özellikle Ramazan aylarında yoksul ailelere yardımlarımız oluyor. Onlara yardım paketleri hazırlıyoruz. Bu yardım paketlerini tamamen mahalle muhtarları ile işbirliği içerisinde olarak bu ailelere gönderiyoruz. Belediyeyle de devamlı iç içeyiz. Karşıyaka Belediyesi bize çok yakınlık gösteriyor. Devamlı yardımlarını alıyoruz. İş birliği içerisindeyiz.

-Derneğin sosyal faaliyetler dışında politik etkinliği ne düzeyde? Yerel yönetimlerde Karadenizlilerin daha fazla söz sahibi olması konusunda neler düşünüyorsunuz?

Derneğin herhangi bir üyesi, bir siyasi partinin üyesi veya gönüllü üyesi olabilir. Hakim bir siyasal eğilimimiz yok aslında. Ancak bu dönemki milletvekillerinden açık olarak destek verdiğimiz hemşerilerimiz de var. Belediye meclisinde pek etkili olamadık. Ama yılmadık, gelecek seçimlere hazırlanıyoruz. İleride çok daha etkili olacağımızı düşünüyoruz.

Önümüzdeki seçimlerde ben belediye başkanı adayıyım. Böyle bir hedefim var. Her Karadenizliyi de siyasete davet ediyorum. Ancak bu şekilde yerel yönetimlerde söz sahibi olurlar. Siyaseti hedefleyen arkadaşlarımızın da istedikleri partilerde meclis üyeliğine katılmaları için çalışıyoruz. Aradaki iletişimi onlar için kuruyoruz.

-Geçmişten bugüne göçün nedenlerinde bir değişim oldu mu? Karadeniz sadece ekonomik nedenlerle mi göç veriyor?

Eskiden göç daha yoğundu. Son yıllarda azaldı. Özellikle toplu göçler geçmişte çok yapılıyordu. Bundan 20-30 yıl önce göçün en temel nedeni ekonomiydi ama Karadeniz’de son dönemlerde ekonomik sorunlar artık geçmişteki boyutlarda değil. Karadeniz’in bazı ekonomik sorunlarını atlattığını düşünüyorum. İnsanlar artık büyük şehirlerde yaşamayı tercih ettiklerinden dolayı göç ediyorlar.

-Karadeniz’den batı şehirlerine yaşanan göç, göç edenler üzerinde nasıl bir etki bırakıyor? Farklı bir kültür ve coğrafyadan gelmenin bireyler üzerinde yarattığı zorluklar neler? Pişman olanlar var mı sizce?

Büyük bir şehirde yaşamanın her zaman avantajı var. Hiç kimsenin İzmir’de, Ankara’da ya da İstanbul’da yaşadığından dolayı şikâyetçi olduğunu düşünmüyorum. Ben göçle ilgili olumlu düşünüyorum. İzmir’de olmaktan da memnunum, mutluyum. Her Karadenizli benim gibi düşünür diye düşünüyorum ama zaman zaman memleket özlemi de olmuyor değil. Özleminizi her yıl memleketinize giderek dindirebilirsiniz. Büyük şehrin artıları her zaman daha fazla diye düşüyorum. İnsanlarımız, çocuklarımız daha farklı yetişme imkanı buluyor. Şehir kültürüyle yaşıyorlar, büyüyorlar, şehir okullarında okuyorlar. Tabii ki bunların yanı sıra değişik bir coğrafyadan gelmenin de zorlukları var ama belirli bir zaman sonra geçiyor.

Zaten göç ettiğimiz bölgeler de farklılaşıyor yıllar içinde. İzmir büyüdü. Her geçen gün değişim içerisinde. Ben 25 yıl önce geldiğimde İzmir küçüktü ve insan sayısı azdı. Yani nereye giderseniz gidin değişim zaten bizim için kaçınılmaz.